6 Ağustos 2011 Cumartesi

Arap Baharı ve Neo Osmanlı tuzağı.

0 YORUM
Orta Doğu'da durum adeta "Cadı Kazanı"'nın da ötesinde. Tunus'ta başlayan kitlesel isyanlar dalga dalga yayılarak bütün coğrafyayı bir toz bulutunun altında bıraktı. Tunus, Yemen ve Mısır'da başarıya ulaşıp dikta rejimleri saf dışı bırakan hareketin yeni hedefi ise Suriye. Bu sefer durum Türkiye'yi çok daha yakından ilgilendiriyor. Son yıllarda ilişkilerde "balayı" yaşadığımız Suriye ile ilişkilerimiz kopma noktasında, bölgenin güçlü aktörlerinden İran, Beşar Esad'ın yanında yer alıyor. Türkiye şimdilik kınamalarla yetiniyor, bunda elbette ki İran'ın etkisi büyük. İran basınında Türkiye aleyhtarı yazılar birbiri ardına yayınlanırken kulislerde Türkiye'nin Esad'a karşı sert tutumunun sürmesi halinde İran'ın radikal islam ve PJAK dahil elindeki kartları devreye sokacağı konuşuluyor. Zaten iç karışıklarla mücadele eden Türkiye ise henüz İran'ı göz ardı edemiyor, İran'ın bir tehdit olarak karşımızda durmasına şükretmemiz lazım, yazımın ilerleyen kısımlarında nedenini anlatacağım.

Sorunlar bununla da bitmiyor. Birkaç senedir ince ince işlenen, Amerika'nın ünlü düşünce kuruluşu, gölge CIA olarak da bilinen Startfor'un yayınladığı bir makale ve etnik yapılı bir federasyon olan "Neo Osmanlı" projesi ile ilgili makaleden sonraki süreç bana kalırsa Türkiye için en azından Kürt sorunu kadar büyük bir tehdit. Uzun yıllardır gülüp geçilen bir ütopya olan "Türk Birliği" 'ne benzer bir proje olan Neo Osmanlı projesinin Türkiye içinde aldığı destek gerçekten şaşırtıcı. Adeta Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir ayağı olan bu proje, Türkiye'nin önünde büyük bir tehdit olarak duruyor. Amerika'nın Irak'ı işgaline 100% destek öngören Mart tezkeresi meclisten geçmeyince bu plan sekteye uğradı, ama bugün Türkiye yine aynı sınavdan geçiyor. "Irak'a girmedik, durum ortada. Suriye'de aynı hatayı yapmayalım!" cümlesini çok sık duyar olduk. Halkı Esad'ın gazabından kurtarma bahanine sığınan, son yıllarda ortaya çıkan "Emperyal İslamcı" hareket ateşle oynuyor. Suriye ile girişilecek bir savaşın, Türkiye açısından ne kadar yıkıcı sonuçları olacağını bilenler ise kaygıyla gelişmeleri takip ediyor. Gazze'de soykırım yapan İsrail ile ticari ilişkilerini devam ettiren, One Minute ile yetinen Türkiye, nedense Suriye halkına yapılanlar karşısında askeri müdahaleyi konuşur oldu.

Dünya değişiyor, Türkiye değişiyor. Emperyalist düşünceye karşı yüzyılın en büyük zaferlerden birini kazanan Atatürk'ün ordusu, emperyal düşüncenin maşası haline mi geliyor? Ordudaki fırtınanın sebebi basit bir hesaplaşmadan çok daha öte olsa gerek. Umarım gücü elinde bulunduranlar, komşularla sıfır sorun sözlerini unutmazlar. Yarın bir gün komşularımız ile bu coğrafyada yine baş başa kalacağız, yüzlerce yıldır bir şekilde beraber yaşadığımız bu halkları emperyalist emeller uğruna kaybedersek, kendi geleceğimizi de kaybetmiş oluruz.

Labels